
Öğretmenlik, önce teyzem Ayşe
Hanımın şahsında tanıdığım bir kavramdı. Öğretmenliği yürekten sevdiğine
inandığım ve çok zor şartlarda öğretmenlik yapmış olan bu emektar insan, çok
şefkatlidir. Köylerde ve daha sonra şehirlerde öğretmenlik yaparken ihtiyaç
sahibi olan öğrencilere kendi parasıyla yardım yaptığını sık sık duyardım.
Teyzem, bunları kendisi pek anlatmazdı. İnsanlara karşı gösterdiği nazik
tavırlarından ve sabrından dolayı, onun öğretmen olduğunu anlayabilirsiniz.
Onunla kısa bir süre de görüşseniz, tavrılarındaki öğretmenlere has o duyarlığı
anlamak mümkündür. Zaten şefkat dolu ince ruhlu bu insan, öğretmenlikle geçen
onca yıl içinde daha da zarifleşmiştir.
Daha sonra ben de öğretmen oldum.
Hem bir çok şeyi farkına varmak hem de bir çok şeyi farkında olduğunuz belli
etmememiz gereken bir meslektir öğretmenlik. Dolayısıyla içinizde çok duygu
birikir, demlenir. Sadece maaş için yapamayacağınız mesleklerden biridir
öğretmenlik.
Öğrenciye baktığınızda onda
annesinin ya da babasının görmediği şeyleri görür, umutla bakarsınız
öğrencilerinize. Bunu da zaman zaman belli edemezsiniz karşıdaki insan
ezilmesin, bu beklenti ona ağır gelmesin diye. Öfkenizde ölçülü olmanız
gerektiği gibi sevginizde de ölçülü olmanız gerekir.
Öğretmenlik, öğrencilerinizin
hayatında sonunu nereye varacağını tahmin edemeyeceğiniz başlangıçlar yapmaktır.
Farkında olmadan kalbini kırdığınız bir öğrenci, bu yüzden mesleğinize,
branşınıza ya da hayata küsebilir. Fakat sözgelimi okuma alışkanlığı
kazandırdığınız sessiz sakin bir bir öğrenci de, bir gün karşınıza büyük
başarılarla çıkabilir.
Öğretmenlik geleceğe yatırım
yapmaktır. Elbette hemen sonuç aldığınız tavırlarınız vardır, ama bir öğretmenin
öğrencilerini etkileme süreci sonsuza uzanır. Öğrencilerinize kazandırdığınız
iyi ya da kötü bir alışkanlığın ilerdeki sonuçlarının ne olacağını kimse tahmin
edemez.
Kıskançlık, insanın doğasında
vardır. Ama öğretmenliğin doğasında kıskançlık yoktur. En yakınınızdaki insanlar
bile bazen sizi kıskanabilir. Fakat, bir öğretmen öğrencisini kıskanmaz.
Öğretmenler, öğrencilerinin kendilerinden daha çok başarılı olmalarını isterler
ve bunun için çalışırlar. Vali, öğretmen ya da zengin olan bir öğrencisini
kıskanan bir öğretmen yoktur. Böyle bir öğrenci görmek öğretmene gurur
verir.
Önemli
ve ağır bir sorumlulukları vardır. Öğrencilerini kaynaklarla tanıştırmak,
özgürleştirmek onların görevidir. Bu açıdan öğrencilerini sadece kendilerinde
olanlarla değil de, daha başka kaynaklarla tanıştırarak geliştirmek, onların
yapmaları gerekn şeylerden biridir. Öğretmenler kötü insanlar değillerdir, ama
öğrencilerini kendilerinden başka kaynaklarla tanıştırmazlarsa kötülük yapmış
olurlar.
Öğretmenlik, başka alanlarda iş
bulamadıkları için, maaş hatırına öğretmenlik yapanların işi değildir. Elbette
öğretmenler iyi maaşları hak ederler. "Ele güne" muhtaç olmamaları gerekir. Bu
maaş sadece, onların mesleklerine olan sevgilerinin yaralanmaması içindir.
Aralıksız ekonomik sıkıntı, her ilişkiyi yaralar. Mesleğini seven öğretmenlerin,
parasal sorunlarının birinci planda olmaması için, iyi bir maaş almaları
gerekir. Mesleğini sevmeyen bir öğretmen içinse hiçbir maaş ilaç
olmaz.
Herkesin birkaç tane, biz
öğretmenlerin bir sürü çocuğu vardır. Onları tanıyan çoktur. Gizli meşhurlardır.
Yanlış davranabilirler, uyarılmayı da hak edebilirler. Fakat, onlara karşı
nezaketi elden bırakmamalıdır. Bu kişisel bir konu değildir, öğretmenlik kutsal
bir meslektir ve nezaketi hak eder.
Memleketimin her köşesinde,
soğukta sıcakta öğrencilerini bir gün bile bırakmayan bir eğitim ordusu var.
Allah yollarını açık etsin ve yüreklerini sımsıcak, huzurlu
tutsun.